Bipolar bozukluk, duygudurumun haftalar süren dönemler hâlinde iki zıt uca doğru savrulduğu bir hastalıktır. Bir uçta kişinin birkaç saatlik uykuyla güne zinde başladığı, durmadan konuştuğu, kendini dünyayı değiştirebilecek kadar güçlü hissettiği ve çoğu zaman pişman olacağı kararlar aldığı mani ya da hipomani dönemleri vardır. Öbür uçta ise yataktan çıkmanın bir dağa tırmanmak kadar zor geldiği depresyon dönemleri. Bu iki uç arasında, kişinin tamamen kendisi olduğu uzun sakin dönemler yaşanabilir. Bipolar bozukluk ömür boyu süren bir yatkınlıktır, ama iyi yönetildiğinde kişinin hayatını belirlemez.
“Herkesin ruh hâli değişmez mi? Benimki neden farklı?”
Gün içinde keyfin inip çıkması herkeste görülür ve genellikle olaylara bağlıdır. Bipolar bozuklukta ise değişim günler ya da haftalar sürer, olaylarla orantılı değildir ve kişinin uykusunu, enerjisini, düşünme hızını ve davranışlarını belirgin biçimde değiştirir. Mani döneminde uyku ihtiyacı azalır, harcamalar artar, kişi çok sayıda projeye birden başlar, sinirlilik ve tahammülsüzlük artabilir. Bu dönemler çoğu zaman çevre tarafından kişinin kendisinden önce fark edilir.
“Neden bana önce depresyon tanısı kondu?”
Bu çok sık karşılaşılan bir durumdur. Bipolar bozukluğu olan kişiler genellikle depresyon dönemlerinde yardım arar; yükselme dönemlerini ise bir sorun olarak değil, "hayatımın en üretken haftaları" olarak hatırlar; dolayısıyla muayenede söz etmez. Bu yüzden tanı, belirtilerin başlamasından yıllar sonra konabilir. Antidepresan tedavisi sırasında birdenbire aşırı enerjik ve az uykulu bir döneme girmek, bipolar bozukluğun ilk kez fark edildiği anlardan biri olabilir.

“Tanı nasıl konur?”
Bipolar bozukluğu gösteren bir kan testi ya da beyin görüntülemesi yoktur; tanı ayrıntılı bir öyküye dayanır. Görüşmede bugünkü şikâyetlerin yanı sıra geriye dönük bir zaman çizelgesi çıkarırız: İlk çökkünlük hangi yaşta başladı, araya hiç olağandışı enerjik haftalar girdi mi, o haftalarda kaç saat uyunuyordu, hangi alışverişler ya da kararlar yapıldı? Anne baba, dede ya da kardeşlerde benzer dalgalanmalar olup olmadığı da sorulur. Kişinin fark etmediği değişiklikleri bir yakınının anlatması, tanıyı netleştirir. Tiroit hastalıkları ve madde kullanımı gibi benzer tablolar yaratan durumlar için gerekli tetkikler istenir.
“Hangi ilaçlar kullanılır?”
Tedavinin temelini duygudurum dengeleyici ilaçlar oluşturur. Bu ilaçlar hem mevcut dönemi yatıştırmak hem de yeni dönemleri önlemek için kullanılır. Mani ve depresyon dönemlerinde bunlara ek ilaçlar eklenebilir. Bipolar depresyonda antidepresanlar tek başına kullanılmaz; gerekirse bir duygudurum dengeleyiciyle birlikte ve dikkatle verilir. Hangi ilacın seçileceği; dönemin türüne, önceki yanıtlara, yan etki profiline ve kişinin yaşam koşullarına göre birlikte belirlenir.
“Kan tahlili neden düzenli olarak isteniyor?”
Bazı duygudurum dengeleyicilerin etkili ve güvenli olabilmesi için kandaki düzeylerinin belirli bir aralıkta tutulması gerekir. Bu yüzden ilacın kan düzeyi düzenli aralıklarla ölçülür. Böbrek ve tiroit işlevleri, karaciğer değerleri, kilo ve kan şekeri de izlenir. Ateşli bir hastalık, ishal ya da kusma gibi sıvı kaybına yol açan durumlar ve yeni başlanan bazı ilaçlar kan düzeyini değiştirebileceği için hekime haber verilmelidir.
“Kendimi iyi hissediyorum, ilacı bırakabilir miyim?”
Bu, bipolar bozuklukta en riskli kararlardan biridir. Kendini iyi hissetmek, çoğu zaman ilacın işe yaradığının göstergesidir. Duygudurum dengeleyicileri kendi kendine ve birden bırakmak, yeni bir dönemin başlama riskini belirgin biçimde artırır. Tedavide yapılacak her değişiklik, hekimle birlikte ve kademeli olarak planlanmalıdır. Yan etkiler sizi rahatsız ediyorsa bunu açıkça konuşmak, ilacı bırakmaktan çok daha iyi bir çözümdür; çoğu zaman doz ayarı ya da ilaç değişikliğiyle bu sorun aşılır.
“Normal bir hayatım olabilir mi?”
Evet. Düzenli tedavi ve izlemle bipolar bozukluğu olan pek çok kişi çalışır, okur, evlenir, çocuk sahibi olur ve uzun yıllar dönem yaşamadan hayatını sürdürür. Bunun için ilaç kadar önemli olan bazı alışkanlıklar vardır: her gün aynı saatte yatıp kalkmak, alkol ve uyarıcı maddelerden uzak durmak, stresli dönemleri önceden fark etmek ve duygudurumu kısaca kaydetmek. Gebelik planlanıyorsa bunun önceden hekimle konuşulması, hem annenin hem bebeğin sağlığı için önemlidir.
“Ailem bana nasıl yardımcı olabilir?”
Aile, erken uyarı işaretlerini çoğu zaman kişiden önce fark eder: birkaç gece az uyuma, hızlı konuşma, alışılmadık harcamalar ya da tersine içe kapanma ve sabahları kalkamama. Her şey yolundayken aile sofrasında oturup bir "erken uyarı listesi" yazmak ve liste devreye girdiğinde kimin hekimi arayacağını kararlaştırmak, işler zorlaştığında herkesin ne yapacağını bilmesini sağlar. Aile üyelerinin de bu yükü taşırken kendilerine destek araması, uzun soluklu bir bakımın sürdürülebilmesi için gereklidir.
Sık sorulanlar
Bipolar bozukluk çocuklarıma geçer mi?
Genetik yatkınlık önemlidir; ancak ebeveyninde bipolar bozukluk olan çocukların çoğunda hastalık gelişmez.
Uykum neden bu kadar önemli?
Uyku düzeninin bozulması, yeni bir dönemin hem habercisi hem de tetikleyicisi olabilir; birkaç gece üst üste az uyumak bile duygudurumu yükseltmeye yetebilir.
Psikoterapinin bir yararı var mı?
Evet. Hastalığı tanımaya yönelik eğitim, bilişsel davranışçı terapi ve aile odaklı çalışmalar, ilaçla birlikte kullanıldığında yeni dönemleri azaltır.
Mani döneminde hastaneye yatmak gerekir mi?
Her zaman değil; ancak kişinin kendisi ya da başkaları için risk oluştuğunda ve evde güvenli tedavi mümkün olmadığında yatarak tedavi önerilebilir.










